ÜRDÜN/JORDAN ...GİDİLMESİ HAYAL OLAN EL-KHAZNEH (EL-HAZNE) *...RUHUMU BIRAKTIĞIM ANTİK KENT "PETRA"...
EL-KHAZNEH (EL-HAZNE)
Ürdün maceramız benim El-Khazneh(El-hazne) yapıtını gezginlerin paylaşımlarında görmemle başladı! Uzun bir süre bu yapıyı görme arzusu ile içim kıpır kıpırdı! Her gezi planladığımızda oraya gitmeyi istedim! Sanki bir şeyler beni
EL-KHAZNEH (EL-HAZNE)
EL-KHAZNEH (EL-HAZNE)
2019 yılında yine bir seyahat planlarken 1 hafta sonra Temmuz tarihli 10 euro gibi cüzi bir rakama bilete rastladık :) Hemen hiç düşünmeden biletleri kestik :) Ürdün'e giriş için vize gerekmektedir. İnternet üzerinden Jordan PASS /www.jordanpass.jo web sitesinden alınabilir. 3 farklı seçenek sunmaktadır. 1 gün , 2 gün ve 3 gün Petra girişli olacak şekilde 20'den fazla müze girişi ve vize geçişi gibi bir çok şeyi kapsamaktadır. 99 Dolar'dan başlıyor fiyatlar :) şuan ki kurlara göre biraz fazla bir miktar :( Güney Kıbrıs rotasından uçak ile 40 dk gibi çok kısa süre yolculuk yapıyorsunuz. Ürdün sınırlarına girdiğiniz anda gökyüzünde çöl dokusunu görebiliyorsunuz muazzam bir atmosfer :)
Biz gitmeden önce bayağı araştırmıştık.. Ulaşım nasıldır neler kullanabiliriz diye.. Ama Ürdün'de toplu taşıma gibi bir olanak yok maalesef çok aşırı kısıtlı.. Biz gitmeden önce araçta kiraladık, firma bizi havaalanı kapısından alarak ofise kadar götürdü.. Yolculuğa çıktık fakat yollar aşırı kötüydü. Yol çalışmaları vardı ama düzenli çift şerit yollar bulunmuyor. Yolda giderken aniden silahlı askerlerin üzerinde durduğu pick-uplar yanınızda geçebilir. Sizi korkutmasın :) Yollarda aniden rampalar levhasız uyarısız şekilde beliriyor durmadan üzerinden uçarak geçiyorsunuz. Çok dağınıklık ve kirlilik vardı. Biz yolculuğa çıkmadan önce yanımıza bir şeyler alarak çıktık. Marketlerden ve benzin istasyonlarından bişeyler almak gerçekten kokutucu ve ürkütücü .. Hiç hijyenik değil, aşırı kara sinekler var, camlar çok kirli,açıkta satılan her şeyin üzerinde sinekler dolaşıyor. Yanınızda yemek için bir şeyler götürmek en mantıklısı... Yol üzerinde su almak için durduk sadece...
Ürdün'de ilk rotamız Petra'dan önce Wadi Rum oldu. Petra antik şehri Wadi Musa dışında birde çölün bulunduğu Wadi Rum bölgesi bulunmaktadır. Orada konaklanabilecek bedevi çadırları, çadır oteller ve bir tık daha lüxde bouble çadır oteller bulunmaktadır. Koruma bölgesi olmasından kaynaklı inşaat alanları mevcut değil bütün oteller çöl içerisinden konumlandırılmış birbirinden çok uzakta. Biz otel rezervasyonumuzu yaptığımız zaman bizimle iletişime geçerek bizi onların alacakları bilgilendirilmişti.
Wadi Rum bölgesine girdiğimizde Meksika flimlerindeki terk edilmiş benzin istasyonlu bir market önünde beklenmemiz söylendi :) O ortamı gördüğümüzde çok ürkmüştüm açıkçası ... Bölgedeki tek market ve istasyon aşırı kirli aşırı sinekli hijyen sıfır :) Aracı oraya park ettik ve bizi bir Pick-up'la alıp otele ulaştırdılar. Normal salon araçlarla ulaşım bulunmuyor maalesef.. Konakladığımız otel Bouble olan otellerdendi..Malesef ben oradaki çeşit tür çöl haşaretlerinden bütün gece uyuyamama karkosu ile savaşmaktansa bir tık daha pahalı bu otellerde kalmayı tercih ettim:)
Otel çadırdan olmasına rağmen kişisel boublelardan oluşmakta:) İç mekanları çok şık ve egzotik .. Klimalı, yerden belli bir mesafe yukarıda etrafı ilaçlanmış ve korumalı olarak tasarlanmış.. İç mekan tamamen wc. duş olarak açık konseptte inşa edilmiş... Duşun üzeri transparan geceleri eşsiz yıldız manzarasını görebiliyorsunuz:)
Tamamen şeffaf çöl manzaralı uyku sizi bekliyor:) Gündüzleri uyurken çöl ortasında çok sessiz bir uyku ortamı :) Geceleri ise hiç ışık olmayan karanlık çöl ortasında Samanyolu ve eşsiz yıldız manzarası ile uyumak tarif edilemez... Sabahları ise develerle gün doğumuna gidenlerin sizin odalarınızın önünde geçmesi o biraz ilginçti tabiki :) Bize de Otelden belli ücret karşılığında sabah 5 de develerle birlikte gün doğumuna gidileceği bildirilmişti:) Ama bir gün öncesi 4 saatlik çöl turu yaptığımız için uyanmak biraz zor oldu açıkcası :))))
İlk gün otele girişten sonra 4 saatlik bir çöl turuna katıldık.. Maalesef Wadi Rum'da yürüyerek dolaşabileceğiniz bir ortam yok... 4 saat boyunda o bölgenin yerli çalışanları sizlere Pick-up araçlarıyla hem rehberlik hemde gezilebilecek yerlerin ulaşım hizmetini sağlıyor.
Pick-Upların arkasında güneşten korunmak ve oturabilmek için koltuklar hazırlanmış, yörenin kumaşları ile döşenmiş =) Öncelikle bizi bedevi çadırlarına götürdüler. Bedeviler çölde yerli olarak halen çadırlarda yaşamlarını sürdüren yerliler.
Çadırlarda sürekli çaydanlık üzerinde adaçayı siyah çay karışımı bir çay ikram ediyorlar. Çayları bizim bildiğimizden farklı olarak odun ateşi üzerinde şekerli olarak kaynıyor... Çok hijyenik bir ortam yok malesef ben açıkcası içmekte zorlandım:( Çaydanlık üzerinden siyah sinekler uçuşuyor bardaklar yüzlerce kişi içip çalkalanmış oraya konulmuş gibi :) Şekerli kokusunu aldığım anda dedim ki ben şeker kullanmıyorum( hem doğru hem de içmemek için bir mazaret oldu) Çöl ortasında adamlar gözümüzün içine bakıyor içmesek hakaret olacak :)
Aynı zamanda çadırlarda hediyelik alınabilecek bir şeylerde mevcut... İçilen çay karışımıda satılıyor. Yerlilerin kullandığı peştamellerin nasıl bağlanacağı gösterildi. O çöl sıcağında başınızı koruyacak en iyi örtü diyebiliriz. Tabi ki biz çok sıcak bir adadan gittiğimiz için oradaki sıcağın çok aşırı olduğu söylenemez. Bizde nemli baskın bir sıcak var. Ama Wadi Rum'da öyle değildi aksine sıcak ama bunaltıcı değildi.
Gezerken yüzlerce başıboş dolaşan develer görebilirsiniz.... Bunlar size fotoğraflamak için güzelde manzaralar oluşturuyor. Bunun yanında daha evcilleştirilmiş turistler için kullanılan develerle gezilen turlarda mevcut.
İkinci uğrak yerimiz yine çölde doğal olarak oluşmuş taş bir köprü olan bölgede durduk ... İlk gittiğimizde çok ıssızdı... Fakat ziyaret edilen alanlara bir anda grup grup insanlar geliyor bir anda doluyor bir anda çok ıssızlaşıyor. Hem birbirilerinden çok uzak yerler hem de kaybolsanız sizi kimsenin bulamayacağı kadar karmaşık :)
Biz deve ile turlamayı tercih etmedik hem saatlerce o sıcak hayvanlara eziyet hem de sıcak altında alışkın olunmayan bir sistemde onu kontrol etmek ürkütücü!!!
Bedevi çadırlarındaki gibi bu alanda da, bedevilerin stant kurup çay ikramları, hediyelik eşya ve çay satışlarını görebiliyorsunuz... Burası çadırdan daha hijyenikti açıkçası, biraz işi para kazanma olayına uyarladıklarını anlayabiliyorsunuz :) Çölden bitkilerden üretilen sabunları da burada bulmanız mümkün ...
Kendinizi biraz başka dünyadan gelmiş gibi hissedebilirsiniz :) Mutlaka çıkmadan yanınıza su almayı unutmayın !!! Çünkü çöl ortasındasınız her köşede bişeyler alabileceğiniz bir stant bulmanız imkansız ! Rehberlerin burada su kaynağı var buralarda su içebilirsiniz önerileri var :) Ama ne kadar güvenilip içilebilir ki ? Emin olamadık :))))
Bir sonraki rotamız geri dönerek kum tepelerinin olduğu bölgelerde resimlemek için serbest zaman ve dinlenmek oldu :)
Bu alanlarda kendinizi o kadar farklı bir dünyada hissediyorsunuz ki :) Çok sessiz ıssız, kimse geçmiyor hiç bir cisim kıpırdamıyor :) Uzayda bir gezegene bırakılmış gibi!!! Çok özel !!
Bir sonraki durağımız ise bir çok flim de Mars gezegeni için kullanılmış olan Kızıl Gezegen olarak olarak adlandırılan bölge:) O kadar eşsiz bir manzaraki !! Kendinizi Marsta hissediyorsunuz ! Mars çok uzağımızda değil Ürdün kadar çok yakınımızda :)))
Bu alana geçmeden önce rehber şöförümüz bize birer kahve ısmarladı :) Manzarada mola verip kahve ile zaman geçirmemiz için... İnanırmısınız hayatımda içdiğim en acı en kötü kahve diyebilirim :(
Mutlaka Ürdüne yolunuz düşerse Wadi Rum'a gitmelisiniz bu manzaraları görmeye değeceğinden şüpheniz olmasın:) Hayatımız boyunca bir kere deneyimleyebileceğimiz eşsiz güzellik:) Öyle bir dokusu varki :) Hayran olmamak elde değil ...
Son olarak ise gün batımının izlendiği bölgeye geçtik.. O bölgeye geçtiğimiz zaman alanın ne kadar büyük olduğunu bir kez daha anladık :)))) Bir anda herkes gün batımı için ayni saatte bütün rehberle ayni alanda buluştu :))) Pick-up larla dolu bir alan ve gün batımını yakalamaya çalışan yüzlerce kişiydik :) herkes bir anda sessizleşti ... Kameralarıyla o ana o dokuya ve atmosfere kendini bıraktı !!! Şuan bile yazarken o yıla o ana gittim :)
Güneş batımı sonrasında akşam yemeğine geçtik otel konseptimizde akşam yemeği dahildi. Şöyle ki bölgede yemek yiyeceğiniz yada alabileceğiniz zaten herhangi bir alternatifiniz yok!!! Akşam yemeğinde Kıbrıslının alışkın olduğu lezzet humus :) Tandırda patates, Tavuk ve Deve eti lezzetlerini tattık :) İlk kez Deve eti yememe rağmen çok iyi ve lezzetli buldum. Ayrıca farklı bir baharatla harmanlanmış makarnada yedik.. Ama baharatın ne olduğu bir türlü çözemedik çok keskin bir tatı vardı. Aşırı bir kimyon kişniş kullanımı mevcut.
Wadi Rum'da bir gece konakladık.. Ertesi gün otelden ayrıldık ve dönüş yolu üzerinde bulunan Hicaz Demir yollarına ait tren istasyonuna uğradık:) Osmanlı'dan kalma bir buharlı lokomotif orada ziyaretciler için sergilenmektedir. Kendiniz zamanda yolculuğa gitmiş gibi hissediyorsunuz :)))
Petra için dönüş yolunda :) Ürdün gibi bir ülkede lastiğimizin patlaması çöl ortasında başımıza gelecebilecek en şanssız bir anı ve maceraydı :)))) Ulaşılabilecek lastikci yok, herhangi bir yakın mesafede yaşam yok :)çok şükür ki oradaki insanlar yardımsever ve çok sıcak kanlı!!!
İki genç yoldan geçerken durup hiç sormadan hemen yardıma koştular yedek lastiği birlikte değişmemizi sağladılar !!!
2.GÜN
PETRA ANTİK ŞEHRİ
Ben Petrayı sadece gördüğüm tek binadan ibaret sanıyordum aslında .. ne zaman ki Petra antik şehrin girişine gittiğimiz zaman çok geniş çaplı bir giriş kontrolünün olduğu devasa komplike bir alanla karşılaştık... Çok kalabalık, girişte antik şehre girilecek alan mesafesinde yüzlerce atla ve eşeklerle bekleyen insanlar görüyorsunuz. Antik şehrin girişine yaklaşık 30 dk lık bir mesafe için Petra giriş bileti ile ücretsiz at yada eşekle aşağıya ulaşabilirsiniz. Tabi bu mesafe gitmek istediğim yapıta ulaştığımız anlamına gelmiyor:) Bizi 1.30 saatlik yürüyüş mesafesindeki bir kanyon bekliyordu :))))
Kanyon içerisinde ilerlemeye başladığımızda derin kaya yarıkları arasından süzülerek gitmeye başladık :) Bu güzergâhta hem giden hem dönen insanların kalabalığı gerçekten karşımıza çıkacak olan beklentiyi dah ada yükseltiyordu.. Bu oyukların nasıl oluştuğu, nasıl böyle bir geçitin meydana geldiğini insan düşünmeden edemiyor ......
İŞTE TAM KARŞIMDAYDI !!!! ÖYLE MUAZZAM ÖYLE KUSURSUZDU Kİ!!!
GERÇEKDEN SÖYLEYECEK BİR KELİME BİLE BULAMAMIŞTIM !!
ÖYLE BÜYÜLENDİM Kİ !! HALEN RUHUM SANKİ ORADA! Kendimi oraya ait hissettim ! Ruhum çok rahatladı onu görünce işte dünyada yapabileceklerimin sonuna geldim diye düşündüm burası zirve !
Karşısında oturdum ve orayı izledim gerçekten büyülü bir yapıttı benim için ... Uzun uzun bakdım oradan gelip geçmiş yaşamları hayal ettim .. Çok derinlerdii ..
İnsan boyutlarından da anlaşılacağı gibi hem alan hem de bina büyük ve görkemli etrafta yüzlerce insan en güzel resmi çekebilmek için fırsat yakalamaya çalışıyor.. Etrafta gençi çocugu yerli kişiler ise belli dolar karşılığında size yol göstermeye çalışıyor. Fotoğraf çekilecek mekanlara nasıl çıkacağınızı gösteriyorlar.. Bina önünde bir çok deve mevcut belli ücretler karşılığında deve ile resimler çekebilirsiniz. 30 dk hem bina etrafında hemde alan içerisinde gezebilme imkanı sunuyorlar..
Beni develerin yükseklikleri korkutmuştu ve eşime onlara sadece deve yerde otururken onun etrafında ve üzerinde bir kaç poz çekelim diye anlaşmasını rica etmiştim.. O şekilde anlaştık ve onlara telefonlarımızı bizi resim çekmeleri için teslim ettik :))))
Bir anda ne olduğunu anlamama gerek kalmadan adam deveye işaret etti bir anda dizleri üzerinde kalkmaya başladı :)))) Bir şahlandı ve yükseldiki en az 3 metre yüksekteydim o an kalkış paniği ile çığlığım o alan içerisinde yankılandı :)))))))))))) Artık deve ile Binanın yanında duruyordum :)
Deveden indiğimizde bizi fotoğraf çeken çocukların ısrarı ve pazarlığı ile bizi biryerlere götürmek istediler ve arkalarına takıldık gitmeye başladık :))) Zorlu patikalarla EL-KHAZNEH (EL-HAZNE) 'Yİ EN İYİ açılardan çekilebilecek üst taraflara bizi ulaştırdılar :)
BAKIYORUMDA NE GÜZELSİN !!! BİR DAHA GÖREBİLECEKMİYİM?? 3 YIL oldu.... ama halen ruhum sanki Petra'da! şuan o anda, o yapıtların renginde, o taşların kokusunda, gözlerimde binalar üzerindeki detayların motiflerii.... Acaba orda yaşamış olabilirmiyim? Ruhum daha önce ordamıydı gibi soruları sürekli soruyorumm....
Saatlerce yürümemize rağmen insan bu görüntüler karşısında bütün yorgunluğu unutup kendini bu manzaralarda nasıl açılar yakalayabilir telaşına giriyor.. Bu uzun sürede tabiki aşırı şekilde susadık ve acıkmıştık.. Pedra'yı tamamen gezmek herşeyiyle ve giriş çıkış saatlerinide sayarsak yarım gününüzü ayırmanız gerekiyor.
Petra şehri içerisinde yemek yiyebileceğiniz mekanlar bulabilirsiniz.. Hem market tarzı, kahve içecek alabileceğiniz oturmalı alanlar var hem de restoranlarda mevcut.. Biz atıştırmalık bir şeyler almayı tercih ettik.
Kraliyet Mezarları
| Nebati Amfitiyatro |
| Obelisk Mezarı |
Tam gün boyunda Petra kentini dolaşmak, 2 kez 3 saatlik yolu gidip gelmek gerçekten yorucuydu ama bu şehri görmeye 5 saatte olsa değer :)))) Gece sonu selfimizden perişan halimizi anlamak mümkün :)
3 GÜN
LUT GÖLÜ(ÖLÜ DENİZ)-Amman
3. gün için planımız dışına çıktığımızı söylemek isterim.. Çünkü Ölü denizde bir çok otelin olduğu ve tuz gölünde çamur banyosu yapıldığını bir çok yazıdan okumuştuk.. Fakat oteller göl kenarından çok mesafe içerideydi. Biz otele giriş ücreti ödeyerek ölü denize girer bu tecrübemizi sizlerle paylaşırız diye düşünmüştük. Fakat oteller konaklamalı ve deniz kenarında çok mesafe içeride olması bizi vazgeçirdi.. Tüm günümüzü böyle bir otele kısılmak yerine Ölü denizi keşfedip daha sonrasında Amman'da konaklamaya karar verdik.
| Amman Roma Tiyatrosu |
Roma Herkül Tapınağı
Roma Herkül Tapınağı
Mşatta Sarayı
3 gecemizi geçirdiğimiz Ürdün rotamızın sonuna geldik.. Uzun süre Petra'ya gitme hayaliyle yanıp tutuşmamın bizi doğru bir serüvene sürüklediğini yazıyı yazarken tekrardan anladım..
Yorumlar
Yorum Gönder