ALMAN VE SOVYETLER'DEN KURTULARAK GÖZDEN KAYBOLAN BALTIK ÜLKELERİ POLONYA(Krakow,Warşova), LİTVANYA(Kaunas, Vilnus), LETONYA(Riga)


ALMAN VE SOVYETLER'DEN KURTULARAK  GÖZDEN KAYBOLAN BALTIK ÜLKELERİ
POLONYA(Krakow,Warşova), LİTVANYA(Kaunas, Vilnus), LETONYA(Riga) 

Yine bir bilinmeze yolculuk .. Rotamıza Haziran 2018'de Polonya'nın Krakow şehri ile başladık.. 

Baf Uluslararası Havalimanından-John Paul II. Uluslararası Havalimanına 3 saatlik yolculuk ile gerçekleşti. Sabahın erken saatlerinde Krakow sokaklarına varmıştık.. Hava haziran ayı olmasına rağmen yağmurlu ve soğuk bir iklime sahipti.... 




Sokaklarda sürekli gezen at arabalarını her köşede görebiliyorsunuz ama tertemiz ve lüks arabalar olduğu gözümüzden kaçmamıştı. Özellikle at arabalarını yoğunlukta bayanlar kullanıyordu.





Hava yağmurlu olmasına rağmen meydan doğdoluydu insanlar eğleniyor sokaklarda geziyorlar.
Bazilika mariacka
Roma katolik bazilikasıdır. 2 kubbelidir, kubbenin gözlem bölümünde saat vardır.

 Adam Mickiewicz Anıtı, Kraków




St. Florians Kapısı

Sokaklarda inanılmaz şekerli meyveli bir koku almamanız imkansız. Şekerli içi çeşitli meyve marmelatları ile sımsıcak ekmekler sabah kahvaltısında polonyada vazgeçilmez.

   
Her şehirde olduğu gibi korunmuş süslemeli tarihi kapılar .......

























Tarihi sokaklar arasında günün nasıl geçtiğini anlamak mümkün değildi dolu dolu günü tamamladıktan sonra otelimize geçtik.. Sabah erken vakitte kalkarak tatil planlamamızı yaparkende araştırmalar sonucunda tuz madenine mutlaka gidilmesi gerektiğini görmüştük... 

Bir çok tur şirketi madeni belli saatlerde otobüsle veyahut özel araç ile gidiş dönüş+ tuz madeni girişi 3 saatlik rehber eşliğinde imkanlar sunulmaktadır. Üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen hatırladığım kadarı ile yaklaşık olarak kişi başı 350 tl geliyordu.. 

Tura başlarken bize belli bir rahatsızlığımız olup olmadığı sorulmuştu. Çünkü yerin 136 metre derinine inilecekti.. Tabiki biz bir bilinmeze giderken ne ile karşılaşacağımızın farkında değildik tabiki😵😵😵 Girişe geldiğimizde çok şaşırmıştım bir anda rehber hızlıca merdivenleri inmemizi söyledi sürekli dönerek inmeye başladık hiç bitmeyecek sandım !!
Bu teknolojide asansör yokmu ya dedim içimden 😱😱😱😱



Evet  5-10 dk aralığında 136 metre derindeydik !! biz 3 saat burada ne yapacağız soruları kafamda dolaşırken.. rehberin anlatarak  ilerlerken şaşkınlık içerisinde kalmıştım .. madenin sadece 100'de 3 ziyaretçiye açık denildiğinde 3saatlik zaman dilimini göle görülür bir şekilde hissetmeye bağlamıştık.. Yerin altında bir şehir bütün yaşam fonksiyonlarını ve ihtiyaçların giderildiği bir kompleks di burası ve çok ilginçdi!! Hayatınızda mutlaka görmeniz gereken bir yaşanılmış el el işlenmiş bir yeraltı şehri!




Herşey tuzdan yapılmıştı!! Duvarlara dokundupunudaki tuzu hissedebiliyordunuz. Her köşesi farklı bir yaşamı barındırıyor.. İbadetlerini dahi günlerini geçirdikleri bu şehirde yaşarken tamamen tuzla işlenmiş bir katedral muazzzamdı !! Şaşkınlık içinde kaldık!


Belli mesafelerde bölümlere geçerken havalandırma bölümlerinden geçiyorduk .. O şartlarda ve doğal bir yöntemle  o yıllarda böyle bir sistem kurulması inanılmaz..



Kapılar üzerindeki duvarlar üzerindeki taşlar üzerine yapılan tuzdan yapılmış süslemeler dikkat çekiyordu.


Yaşam mekanları, değirmenler, yemek pişirme alanları, hayvanların bile bu kadar yerin altında olduğunu gösteren canlandırmalar bizi etkiledi açıkcası...











Merdivenleri indik fakat ilerledikçe dolaştıkca bölümleri geçerken, gizli bahçelere girer gibi bir anda önümüze çıkan bu tuz gölleri büyüleyiciydi .. İnanılmaz bir deneyimdi... Tuz madenini  bu şekilde ziyarete açmak, bir şehrin bir yaşamın bu kadar farklı bir yerde ilerlemesi çok ilgi çekiciydi...






Evet 3 saat sonunda çıkış bölümündeydik.. Bu alanda tuz madeninden çıkan tuz satışı ve tuzdan yapılmış sabunlar v.s bir çok hediyelik bulmak mümkün.. Bizde tabi ki tuz almadan olmaz dedik !! 
Artık aklımızda deli sorular yerin yüzlerce metre altına indik nasıl çıkacağız yine merdiven mi tırmanacağız diye!! Ama şükür dedim asansör varmışşş 😁😁😁😁😂😂




Evet saatlerce madende dolaştıkdan sonra oradan geri döndüğümüzde günün yarısını yemiştik!

Meydana indiğimizde gözümüze bisikletler takıldı ve bir çılgınlık yapalım dedik 2 kişilik bisiklet kiralayıp sokakları gezmeye başladık !! 


Bisiklet turumuzdan sonda nehir kıyısında dolaşmaya başladık ... Nehrin iki kıyısını birleştiren yaya ve araç köprüleri dikkatimi çekti. Özellikle yaya ve bisikletlerin kullanımı için yapılmış böyle bir düzenlemeler her zaman böyle mimari çalışmalar ilgimi çekiyor. Bizim ülkemizde de bu koşulları görebilecekmiyiz acaba?




Bisiklet ve yaya için düzenlenmiş 2 ayrı düzenle karşı kıyıya geçmek mümkün....

Bir diğer köprü ise hem yaya hemde araç için tasarlanmış bir köprü !!

2 gün dolu dolu geçirdiğimiz Krakow sonrasında.. Sabah erkenden kalkıp tren istasyonuna vardık .. Aslında erkenden Varşova'ya ulaşmaktı. Fakat trenlerin dolu olmasından dolayı mecburen bir sonraki treni beklemek zorunda kaldık + biletlerinde daha önceden internetten alınmasından dolayı bütün biletler tükenmişti. Birinci sınıf bilet almak zorunda kaldık ! Fakat inanılmaz konforlu bir yolculuk geçirdiğimizi söyleyebilirim.. 4 kişilik ayrı bir kabinde yolculuk yaptık.... Her zaman önceden bilet kesme taraftarıyım ama orada kaç gün geçireceğimizi tam olarak kestiremediğimiz için  bu seferlik bu şekilde oldu ama güzel oldu 😁😁😁























Tren yolculuğumuz 3.30 saat sürdü.. Varşova'ya vardığımız da tren istasyonundan otelimizin biraz uzak olduğunu farkettik... Varşova 2 ana merkezden oluşmakta biri yeni modern şehir merkezi ve birde eski şehir olan bölüm fakat her iki merkezde geniş uzun bir cadde ile biribirine bağlanmış.. İnanılmaz büyüklükte her iki merkez arasında yürüyerek 1 saatlik mesafe bulunmakta... Biz tren istasyonundan bir taksi alarak otelimize ulaştık. Otelimiz yeni şehir bölgesindeydi.. Oradan metro ile eski şehre ulaştık..



 Şehrin meydanındaki yapılar rengarenk, turuncu ve kahve tonlar yoğunluk da cephelerde hakim.. eski şehirde ana meydanda aşırı bir kalabalık yok .. Rahatlıkla gezilebilecek bir atmosfere hakim....








 Meydanda eski şehire yöneldiğimizde ara ara ana meydanlar yemek alanları mevcut....
Sokaklardaki tarihi konutlar, yapıları inceleyerek dolaşmaya devam ediyoruz...


Bir kaç meydan geçtikten sonra kale  surlarının olduğu bölgeye geldik ve kale içerisinde de meydanlar mevcut... Diğer şehirlere nazaran halkın yoğunlukta bir meydanda yığılması hakim değil.. Çok fazla tarihi meydan ve sosyal alanlar olması ziyaretçilerin bölünerek rahatlıkla tarihi izlemeniz kolaylaşıyor.



Sonrasında surları gördüğüm zaman yapılardaki renklerin hakimliğini atmosfere bağlamış oldum bir anda !


Kale içindeki meydanlarda ana meydan gibi bütün yapıları birbirine benzeyen cephelere hakim !!


Varşova'da  yorgun bir günün sonunda ..  Krakova göre 1. ve 2. gün dahil hava şartları inanılmaz sıcaktı .... Sabah otelden ayrıldık ve  yeni şehirden eski şehire kadar olan güzergahdaki gezilecek yerleri dolaşmaya başladık... İlk durağımız  Aazienki Parkını gezmeye bağladık ..

Aazienki Park

Park  Aazienki Sarayını içerisini içerisinde barındıran çok büyük bir alanı kaplamaktadır. Alan içerisinde oturma alanları su kaynakları yürüyüş yolları inanılmaz güzellikte... Ama bu kadar güzel bir şekilde korunmuş bahçeler sanki şimdi yapılmış gibi !!! 




Seyahatlerimde en önemlisi yapıları görmek 1. sırada 2. sırada ise parkları saatlerce gezmek ve eski yaşanmışlıkları hayal etmek ! Bana göre parklar ve bahçeler çok gizem taşıyor !



Bahçeleri dolaşırken yeşillikler içerisinde bir göl ve Saray karşımıza çıktı.. Manzara mükemmel, atmosfer muazzam etrafındaki yaşam, canlılar ve  insanların sosyal olarak gezintide olması kültür farklılığı ortada !



Sarayda etrafındaki göl üzerine konumlanmış birde tiyatro bulunma! O yüzyılları hayal ettimde Saray yaşantısının lüks etkisini orada hissedebildim! 


Aazienki Tiyatrosu

Aazienki Sarayı









Aazienki Sarayı

Manzarayı oturup saatlerce izleyebilirimmm..!!! Şuan neden ülkemizde yaşamak istemediğimi farklı şehirleri gezince daha iyi anlıyorum!
Aazienki Sarayı

  




2 saatlik Park ve Saray gezimizden sonra eski şehre doğru yol almaya devam ettik... Copernicus Bilim Merkezinin modern ve sürdürülebilir cepheleri dikkatimi çekiyor!! İçeriye girip arka bahçesinde kendimizi buluyoruz. Bilim merkezi içerisinde çocukların oynayabileceği ilginç robotlar ve özel tasarım oyun konsolları, etkinlikler bir arada !!!
Copernicus Bilim Merkezi

Copernicus Bilim Merkezi















Arka bahçeden Vistül nehri manzarasında kendimizi bulduk ve bir anda Vistula bulvarında nehir boyunca yürümeye başladık... Çevre düzenlemesi, sosyal etkinlik alanları ile tasarlanmış bir kıyı şeridi!

Bu kadar sosyal alan bir arada .......


Çocuklar için tasarlanmış park elemanları, oyun objeleri, sıcakdan yıkanma alanları, ahşap oturma alanları..... Kıyı şeridi boyunca yürüdük ve sosyal alanlar eski meydana kadar devam etti.. 
Günü tamamladıktan sonra otele geçip dinlenmeye koyulduk...!

Polonyadan- Litvanya arası uzak olduğu için şehirler arası sayılan uçak seferleri ile litvayaya uçtuk ...
Litvanya'da ilk olarak Kaunas şehrine gittik! 


Uçak alanından tren istasyonuna geçerek tren biletlerimizi aldık.. Bu seferde 2 katlı bir trene denk geldik burada da ekonomi kaynaklı 1. sınıf ve 2. sınıf biletler arasında çok bir fark olamamasından dolayı 1. sınıf 2. kat da yolculuğumuz gerçekleşti. İki kişi 1. sınıf bölümde yolculuk toplam 10 euro tutmuştu.. 



































Kaunas beklenilenin dışından çok sessiz, sakin boş sokakları olan küçük bir şehir.... Yapılacak çok etkinlik alanı bulunmuyor.






























 Tabiki saatler geçiyor ve gece kararmıyor malesef! Kaunas'da gece hayatı ve barlar popüler bizde akşam üzeri bir bara çıktık.. Barda acılı fasulyeli,cipsli çok güzel bir tako ve sayısını hatırlamadığım meyveli biralardan içdik!! eğlenceliydi!! gece 1 olmuş halen  akşam üzeri 8 gibiydi...😁😁😂😂



Kaunas'da yapılacak çok bişey olmadığı için 1 gün bile çok diyebilirim ! günübirlik bile trenle gidebileceğiniz bir yer ama ben sessiz ve sakin gece dışarı çıkılacak bir şehir istiyorsanız mutlaka bir gece kalın derim!

1 Günün sonunda sabah erken vakitte yine trenle Vilnius şehrine hareket ettik.. Otelimiz tren istasyonunun hemen karşısında olduğu için hemen yerleşip kendimizi Vilnius sokaklarına attık !! Polonya şehirlerinin anlaşılan en yamaç üzerine konumlanmış olanı Vilnius !!

Vilnius Katedrali

Vilnius Şehrinde en çok dikkatimizi çeken inanç bakımından her köşesinden kiliseler ve katedrallerin bulunmasıydı. Litvanyalılar 14. yy'a kadar Pagan(doğaya tapan) dinlere bağlı kalmışlardı. Daha sonrasında Hristiyanlık kabul görmeye başlamış şehirde Rus Ortodoks, Yunan Ortodoks,  Yunan Katolik ve Cizvit Kiliselerinin yoğunlukta yapılmasının karmaşasını görebilirsiniz. Her köşede bir kilise veyahut katedral görebilirsiniz. Çan sesleri sürekli ibadete çağırıyor.


Şafak Kapısı




Şehre giriş kapıları  ve sokak aralarında kilise altlarından kemerli geçişler göze batmaktadır. Renkli, farklı süslemeli motifleri ile kilise ve katedralleri farklı dinlerdeki mimari yapıları sergilemektedir.


Vilnius sokaklarında da bir kasaba izlenimini algılayabilirsiniz. Sokaklarda arar ara turist grupları görebilirsiniz. Fakat halk seyrek olarak sokaklarda sakin ve sessiz bir şehir...

Neris Nehri
Otelimizin konumundan şehrin üst yamacındaki şehrin tarihi
giriş kapısından girerek tarihi cadde üzerinde ilerlerken kendimizi şehir kıyısına ulaşırken bulduk... Kıyının karşısında yeni şehir bulunmaktadır. Kıyı şeridinde tekne turları ve teknelerde barlar bulunmaktadır. Tekneler ilgimizi çekmişti.. Çok alçak ve su ile neredeyse ayni seviyedeler ilk başta binmeye cesaret edemedik.. Sonrasında kendimizi teknede bulduk...

Neris Nehri Tekne turu

Tekne gezimizde sonra günü tamamladık ve otele geçimizi yaptık.. Vilnius gezimize 2 gün ayırmıştık.. 2. gün ise Vilnius'a gelmemizin en önemi sebebi Trakai Kalesi'ne gitmek için otelden ayrıldık.. Trakai'ye Vilnius'dan 30-45 dk ile trenle ulaşım sağlanmaktadır. Bir günde gezilebilecek yazlık evlerle turistik bir kasaba... Etrafı göl ile çevrelenmiş doğal bir güzellik..

Trakai Kalesine ulaşmak için yürüyüş öncelikle yürüyüş parkurundan kasabaya girdik.. Böyle bir güzellikte yürüyüş yapmak inanılmazdı.. Etrafta yazlık evler.. Göl kenarlarında evlere ait tekneler... kiralık göl içerisinde dolaşılabilecek deniz bisikletleri, göl turu yapan tekneler....


İnanılmaz doğal bir güzellik, göl içerisinde sabah yüzmesini yapan insanlar görebilirsiniz... Bana gölde yüzmek çok ilginç geliyor her zaman... Göl etrafında yaşayan ördekler, kuşlar .. inanılmaz bir deneyimdi...


Trakai Kalesi Göl üzerinde bir adada konumlandırılmış inanılmaz bir güzellik ve manzaraya hakim.. Kale karşısında oturup saatlerce izlemekten bıkmayacağınız bir doğa.....

Trakai Kalesi





Kaleye ulaşım için ahşap bir köprü bulunmaktadır. Çok uygun bir ücretle kaleye giriş yaptık.. Litvanya ve Polonya bölgesindeki tarihi yapılar taş ve kırmızı tuğlalarla inşa edilmiş...

Kale içerisinde Litvanya ile ilgili müzeler, kale içerisindeki yaşamlar, kıyafetleri ve kullanılan eşyaları sergilenmiş... En ilginç bölümde para müzesi bölümüydü..





Kaleyi dolaştıktan sonra... Kendimizi kasabanın sokaklarına attık.. Sokaklardaki rengarenk çatılı ahşap evleri, gelin buraya yerleşin burada yaşam ve doğa sizi bekliyor hissini barındırıyor...
Trakai geleneksel evleri.
Trakai kasabasını ve kaleyi gezdikden sonra günümüzü  tamamladık ve otelemize döndük.. Sabah erken vakitte uçağımız ile Vilnius'dan Letonya'ya da Riga şehrine ulaştık.. Riga'da 3 gün geçirmeyi planlamıştık..

Tabiki hava şartları buna çok izin vermedi birinci gün güneşli yaz günü iken 2 gün yarısı ve 3 gün tamamı yağmurlu geçmişti.. Aslında listemizde Jurmala'ya gidip denize girmek vardı ama bir hayal oldu diyebiliriz.....



Şehir meydanları ilk gün biraz tenha olması  beni şaşırtmıştı.. Fakat ertesi gün hiç öyle olmayacaktı aslında !!!  Hava şartlarının kötü olmasına rağmen 2. gezi günümüzde Riga'da festival etkinlikleri vardı ve inanılmaz kabalık hakimdi..



Festival kapsamında bütün yemek kültürleri, el işleri v.s bulunmaktaydı.. Sokakta ateşte pişirilen kazan kazan yemekler, çikolatalar ve peynirler satılıyordu.. Bizde geleneksel peynirlerinden ve bir de bize tavsiye edilen özel kazanlarda pişirilen karamellerden almıştık.. Tabii aldığımız karamelleri hediye olarak da aldık.. Fakat karamellerin içerisinde Kenevirde olduğunu Kıbrıs'a getirip hediye verip yedikten sonra üzerindeki işaretten farketmiştik... Geçmiş olsun 😁😂😁


                                                    Baltıkların Parisi RİGA

Kara Kafalılar Evi

Riga Şehir Meydanı

Vecrīga (Eski Riga), şehrin ve Daugava Nehri’nin doğu yakasında bulunan oldukça tarihi bir bölge. 1997 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine eklenmiş. Bölgeyi yürüyerek gezmek en doğrusu çünkü Belediye Meydanı merkez kabul edilirse her yer 1 km içerisinde bulunuyor.




Özgürlük Meydanı






















1918-1920 yılları arasında bağımsız mücadelesinde hayatını kaybeden askerler için dikilmiş anıt, Özgürlük Meydanı’nda yer alıyor. Anıt şehrin 3 ana bölgesini (Kurzeme, Vidzeme, Latgale) temsil eden bir kadının tutmuş olduğu 3 yıldız tarafından temsil ediliyor.


Aşk Kilit Köprüsü

Pilsetas Kanalı

Letonya Ulusal Operası


Alberta Jela (İela) Caddesi
Art Nouveau mimarisi. Antoni Gaudi’nin öncüsü olduğu Süslemelerin daha yoğun olduğu, kıvrımların ve bitkisel desenlerin bolca kullanıldığı bir sanat akımı olarak biliniyor. Bu caddede bu mimarinin en güzel örneklerini görüyoruz. Rus Mimar Mikhail Eisenstein tarafından dizayn edilen caddede, ihtişamlı binaların güzelliklerini görebilirsiniz.


Alberta Jela (İela) Caddesi





Riga geleneksel yemekleri ve biraları..

Yerel biralarının bir çok seçeneği mevcuttur. Koyudan açık biralara kadar yüzlerde çeşit bulunmakta... Biz son gece Bars Easy Beer'de hem yemek yedim hemde içdik.. Özel bir kart sistemi var para yüklüyorsunuz ve duvarda 20 çeşit birayı kartı okutarak istediginizden tadım yaparak alıp içebiliyorsunuz..

Bu gezimizde şehirler arasındaki geçişlerdeki tren yolculukları inanılmaz konforlu ve eğlenceliydi.. Mutlaka bu bölgelerde tren kullanın hem ekonomik açıdan da tatmin edici.... Toplamda 3 ülke içerisinde mutlaka gidilmeli gereken yerler: Krakow'daki Tuz madeni muazzamdı, Vilniun'daki Trakai Kalesi ve çevresi mutlaka ziyaret edilmeli...  3 farklı ülkeyi kendi imkanlarımızla önceden kestiğimiz biletlerle ulaşım sağladık..Hiçbir sorun ve zaman açısından problem yaşamadık... Ulaşım açısından bence imkanlar en üst seviyede diyebilirim... Riga şehri bekletilerimizin çok altındaydı... Riga şehri içinde sadece bir gün yeterli olur diye düşünüyorum... Ülkeler arası uçak biletleri kişi başı 300-500tl arasında değişiyor. Tren biletleri ise iki kişi yaklaşık 5-10 arasında değişiyor. Sadece Krakow - Warşova arasında 150 tl kişi başı birinci sınıf kabinde seyahat etmiştik onun dışında ulaşım ucuz... Yemekler yaklaşık en az iki kişi 200 tl civarında seyrediyordu. Oteller ise iki kişi gecelik ortalama 300 tl civarlarındaydı...

Umarım okurken  gezilen yerleri hissedebiliyorsunuzdur...




Bir sonraki Rotamız !!SLOVAKYA, MACARİSTAN
TAKİPTE KALIN ☝☝☝☝☝💪💪







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ÜRDÜN/JORDAN ...GİDİLMESİ HAYAL OLAN EL-KHAZNEH (EL-HAZNE) *...RUHUMU BIRAKTIĞIM ANTİK KENT "PETRA"...

SLOVAKYA(Bratislava) ve MACARİSTAN(Budapeşte) Kasaba etkisi bir şehirden, her köşesi etkileyici tarih kokan ve beklentilerin üzerinde bir şehre yolculuk....

DÜNYANIN BAMBAŞKA COĞRAFYASI İSKANDİNAVLAR! MUHTEŞEM ÜÇLÜ İSVEÇ, NORVEÇ, VE DANİMARKA ! Kopenhag YAŞAMAK İSTEDİĞİM MUHTEŞEM ŞEHİR!

BALKANLAR ! 8 GÜN, 21 ŞEHİR, 5 BAŞKENT ! İLK AVRUPA GEZİ YOLU !

KISACA BEN ! ilk gezi yolu İSTANBUL ! VAZGEÇİLMEZ VE HER SIKILDIĞIMDA UÇUP GİTTİĞİM ŞEHİR!